|
İçmimarlık hem sektör
hem de eğitim alanlarında 20. yüzyılın
başında Amerika Birleşik
Devletlerinde kurumsallaşmıştır.
Dünya’ya yayılan bu meslek, özünde
“Güzel Sanatlar ve Süsleme (dekoratif)
sanatların bir doğal gelişimi, Ev
ekonomisinin bir parçası ve Mimarlığın
odaklanan özel bir alanı olarak
yapılandırılmış ve uzmanlaşarak
gelişmiştir.
Bu açıdan bakıldığında Güzel Sanatların
gerektirdiği plastik değerleri içeren,
estetik bilgi ile yoğrulmuştur. Ancak
Mimarlığın bina olgusuyla
ilişkilendirilen bir konumda da
yeralmaktadır. Bina içinde yeralan
mekanların hacim ve yüzeylerini
değerlendiren bir boyutu içermesine
karşın; yapı sistemleri, fiziksel çevre
kontrolü, aydınlatma, ergonomi, ısıtma,
vs gibi mekan konforu konularında da
bilgili olması gerekmektedir. Bu açıdan
bakıldığında mekanı kullanan bireylerin
kalitesini, konforunu öne çıkartan
tanımlı mekanların, tanımlı işlevlerle,
kullanıcı için biçimlendirilmesi ve
tasarlanmasını içermektedir.
Dolayısıyla Ekonomik boyutunu göz ardı
etmek hem ülkemiz hem de kişiler için
yanlış bir yaklaşımı doğuracaktır.
İnsan,
yani mekanı kullanan bireylerle bu kadar
ilgili bir meslek alanı olarak sunulan
hizmetin değerinin yüksek tutulması
önemli bir kavram olarak mesleğimizin
özünde yeralmaktadır.
Sadece bu kavramlar bile günümüzdeki
teknoloji ve malzeme çeşitliliğinin
fazlalığı göz önüne alındığında
İçmimarlık Mesleği’nin öneminin
daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.
Daha iyiyi, daha doğruyu ve daha güzeli
arama çabasında günlük yaşamlarımızı
geçirdiğimiz iç mekanların, yaşam
çevrelerimizin istek ve
gereksinimlerimize göre tasarlanması
mesleğimizin önemini öne çıkartan önemli
olgulardır.
Bu açıdan bakıldığında mesleğimiz her
türlü iç mekanda ve bu
mekanların yapılanması için gerekli
mobilya tasarımı, boya,
kumaş, aydınlatma, vs konularında hizmet
verdiği düşünülmelidir.İster
birey, ister aile, ister bir kurum
olsun, kendi
yaşayış/yapısal/işleyiş/çalışma
özelliklerine uygun olarak tasarlanmış
bir iç mekanda günün neredeyse tamamını
geçiriyor olması moral değerlerle
birlikte performansını da artıran çevre
verilerine dönüşecektir.Bu nedenle
kullanıcısı henüz belli olmadan ortaya
çıkan binalar iskan ruhsatı alınmış olsa
bile, henüz bitmemiş olarak kabul
edilmelidir. Çünkü mekanı yaşanır kılan
onu kullanan bireylerdir ve mekanlara
yaşanmışlığını verende bu bireylerin
oluşturduğu kimliğin mekanlara
aktarımıdır.
Böyle önemli konularda hizmet sunan
meslek adamlarının;
1.İç mekanların işlevsel ve nitelikli
olabilmesine ilişkin sorunları
tanımlayarak araştıran ve yaratıcılığını
katarak çözen, ;
2. İç
mekanı tasarlayan, tasarım analizi
yapan, şantiye denetimi, yapı
sistemleri, estetik, iç mekana ilişkin
yapı bilgisi, donatı, malzeme, ekipman
konusunda bilgi veren,
3. İç
mekana ilişkin çizim ve dokümanları
hazırlamak üzere eğitim ve deneyimle
donanmış kişiler olması gerekmektedir.
Bu tanım uluslar
arası İçmimarlar Federasyonu’nun (IFI)
içmimarlık alanında çalışacak olan
kişilerin sahip olması gereken
özellikler olarak benimsemiştir.
Buna ek olarak 17.6.1938 Tarihli ve 3458
sayılı Mühendislik ve Mimarlık hakkında
kanun ile 27.1.1954 tarihli ve 6235
sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği kanuna dayanarak 1976 yılında
TMMOB çatısı altında kurulan İçmimarlar
Odası bu tanımı içselleştirerek kabul
etmiştir.
TMMOB İçmimarlar Odası 30 yıllık bir
geçmişe sahip olmasına karşın Çağdaş
anlamdaki İçmimarlık eğitiminin
1950’lere dayanması ve sadece 1990 lara
kadar 2 okulda eğitim verilmesi
nedeniyle üye sayısı oldukça az olarak
gözükmektedir.
Dünya’daki diğer meslek örgütleri ile
neredeyse aynı zamanlarda kurulan TMMOB
İçmimarlar Odası bugün 3 şube ve 2
temsilcilik ile üyelerine hizmet
götürmektedir. Ancak 1990lı yıllarda
başlayan ve meslek bağnazlığını en yoğun
bir biçimde gözler önüne seren
eğitimdeki gelişmelerle neredeyse her
yıl 2-3 bölüm açılarak bugün (sadece
2007 dahil) 32 bölüme ulaşmış, her yıl
1700 civarında öğrenci kabul eden ve
dolayısıyla mezun eden bir meslek
alanına dönüşmüştür.
Üye sayısındaki artışın sevindirici
olmasına karşın, verilen eğitimin
yüzeyselleşmesi, evrensel değerleri
kaybetmesi ve en önemlisi başka
mesleklerin gerçekleriyle
yapılandırılması, mesleğin geleceği,
daha doğrusu “Hizmet Sunulan Kesimlerde
Hizmet Kalite ve Değerlerindeki
Yabancılaşması”nı gündeme getirecektir.
Dolayısıyla hem sektörde hizmet veren
hem de hizmet alan kişilerin kalite ve
doru hizmeti alması olası
gözükmemektedir.
Eğitim alanında yaşanan bu gelişmelerle
birlikte, ne zaman sonuçlanacağı
bilinmeyen bir Avrupa Birliği (AB)
uyumlandırmalarıyla meslek alanlarının
yapılandırılması ve sektörel alanlarda
uzlaşıdan yoksun bir takım çabaların
ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Oysaki AB Ortak Platformu olan
Avrupa İçmimarlar Konseyi (European
Council Of Interior Architects) Avrupa
genelinde İçmimarlık mesleğiyle ilgili
Eğitim, Serbest hizmet sunumu
için gerekli kriterler ve Etik Değerleri
konularında yapılandırmalarını bitirmek
üzeredir.
Türkiye ise bu süreçte geri kalmış
durumda değildir. Bu nedenlerle, mesleki
gerçeklerin akılcı yöntemlerle
yapılandırılması, mesleki eğitimin,
mezuniyet sonrası sürekli ve
sürdürülebilir eğitimin kurgulanması ve
en önemlisi ülkemiz vatandaşlarının
sektörde istenilen çalışma ortamına
kavuşması için meslek yasalarının bir an
önce hazırlanması gerekmektedir. Bu yapı
mesleklerin uygulama alanları, hak ve
yetkileri ve en önemlisi sunulan
hizmetin kalite düzeyinin belirlenmesi
açısından gereklidir. Aynı konu meslek
eğitimi içinde gereklidir.
Bu nedenlerle, TBMM ve YÖK’ün üzerine
düşen sorumlulukları, siyasi bir
pencereden değil, bilimsel ve hukuksal
değerlendirmelerle ele alarak
yapılandırması ve konuyla ilgili yasa ve
yönetmelikleri çağın gerektirdiği
biçimde ortaya koyması ve gerekli hak ve
adaleti sağlaması gerekmektedir.
TMMOB İçmimarlar Odası olarak, çağdaş
bir ülkede kaliteli yaşamı yapılandıran
meslek adamlarının yetiştirilmesinde ve
yine kaliteli bir hizmet sunumu için
gerekli her türlü çalışmayı geniş
tabanlı bir uzlaşma ile yürütme
gayretindeyiz. Uzlaşı kültürünün farklı
disiplinlerin bir arada ve birbirini
tamamlayıcı bir biçimde olması ve ortak
çalışmanın getirdiği hoşgörü ve
paylaşımın değerlerinin Tasarım Temel
Alanı özü olması gerektiğini
düşünmekteyiz.
|